Pazartesi, Temmuz 23, 2007
Beyin Tümörü...
Beyin tümörleri
Kafatası içerisinde büyüyerek beyin üzerine baskı yaparlar. Bulundukları bölgeye ve baskı altında tuttukları beyin alanına göre belirtiler verirler. Ancak kafa içinde yer kaplayan bütün vakalarda olduğu gibi öncelikle kafa içi basıncın artmasına bağlı belirtileri gösterirler.
Tümör düzensiz bir şekilde büyümeye devam eder ve genişleme, büyüme imkanı olmayan kafatası içerisinde beyin üzerine baskı yapmaya başlar.



Belirtileri:
- Başağrısı
- Kusma
- Sara tarzında bayılma nöbetleri
- İlerlemiş dönemlerde (Beyinde yerleştiği yere göre) vücudun bazı bölgelerinde felç belirtileri
- Kişilik bozuklukları, bazı yeteneklerde (hesap yapma yazı yazma gibi) bozulma
Bu belirtiler görüldüğünde kafa içi basıncın artmasından şüphelenilir. Kesin teşhis için kafa içini ve beyini görüntülemek amacıyla beyin tomografisi veya MRG çekilir.

Beyin tümörlerini ana hatları ile ikiye ayırmak mümkündür.

İyi huylu tümörler: Yavaş üreme hızına sahiptirler. Ayrıca beyin dokusundan kolaylıkla ayrılabilirler ve tümü veya tümüne yakın kısmı çıkarılabilir. Bu nedenle ameliyat sonrası sonuçları çok iyidir. Ancak, tümör iyi huylu olsa dahi, beyinde hayati önem taşıyan, hassas bölgelere yerleşmiş se sonuçlar maalesef yüz güldürücü olmaz.
Kötü huylu tümörler: Çok hızlı ürerler. Çamur kıvamındadırlar. Bu nedenle ameliyatla tamamen alınamazlar. Ameliyat sonrası belli bir zaman süresi içinde tekrar büyüyerek beyine baskı yapmaya devam ederler. Kötü huylu tümörleri de üreme hızlarına göre sınıflara ayırmak mümkündür. Ameliyattan sonra 5-6 yıl yaşama şansı veren tümörler olduğu gibi 5-6 ayda yenilenerek hastanın ölümüne neden olan tümörler de vardır.

Beyin tümörlerinin tedavisi cerrahidir.İster iyi huylu,ister kötü huylu olsun,tüm tümörler cerrahi olarak tedavi edilirler.Ancak bazı durumlarda cerrahi uygulamak mümkün olmayabilir.Şayet tümör beynin çok hassas olan bazı hayati bölgelerine yerleşmişse bu bölgelere dokunmak hayati tehlike yarattığından tümör yerinde bırakılabilir.Bu durumda sadece ışın tedavisi ve ilaç tedavisi (kemoterapi) uygulaması yapılabilir.

Vücudun diğer bölümlerinde oluşan tümörler beyine yayılabilir. Buna metastaz denilmektedir. Özellikle akciğer kanseri beyine yayılabilir ve kötü huylu tümörlerdendir. Cerrahi müdahale yapılsa bile sonuçlar yüz güldürücü değildir. Hatta bazı vakalarda birkaç tane odak halinde yayılma varsa cerrahi bile uygulanmayabilir. Hasta kemoterapi ve ışın tedavisine alınır.

Etiketler:

 
posted by "Linkolog" at 23:15 | Permalink | 1 comments
GÜLE GÜLE LAİKLİK...........
YORUM YOK
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar

Yüzde 50'ye
saygılarla...
BRAVO aziz milletime, Aferin yüce milletimize, Şükranlarımızla birlikte takdirlerimizle...
Tabii hepsine değil, bir bölümüne...
Demek onların laiklikten yana bir korkuları yokmuş, zaten destekledikleri AKP Genel Başkanı Erdoğan, bir tarihte "Laiklik elden gidecekmiş diyorlar, eeee millet isterse gider!" dememiş miydi? İşte o gün, bugündür... Güle güle laiklik! Millet daha ne desin!
***
Oh çok şükür, bundan sonra "türban" diye bir sorunumuz kalmaz, herkes başını örter, gider okula, fakülteye, mahkemeye, daireye... Çankaya'ya türbanlı "first lady" çıkamazmış. Niye o! Millet, laikliğe güle güle dedikten sonra, Çankaya'nın örtüsü, türbanı mı kalırmış?.. Bırakın başörtüsünü, türbanlı meselesini... Siz "Şeyini şey ettiğimin şeyi!" diyen Meclis Başkanı'na bugüne kadar katlanmadınız mı? Bundan sonra da katlanıverin ne olacak? Daha nelere katlanacaksınız, hele bekleyin!
***
BU yazının hiçbir cümlesinde, istihza, ironi yoktur.Bu gidiş, bugüne kadar eleştirdiğimiz ya da eleştirilen sorunların, sandığımız kadar seçmenin nezdinde itibarı olmadığının delilidir. Hele öyle "gemiymiş, gemicikmiş" gibi safsataların kimsenin aklını karıştırmadığı, onların "teşehhüt miktarı" kadar düşünülmediği ortadadır. Hele hele "Al ananı git!" lafı kimsenin kılına bile dokunmaz.
***
EĞER bir ülkenin yarısı böyle düşünüyorsa "Cumhuriyetin elden" gittiği ya da gideceği endişesini asla paylaşmıyorsa, geriye kalanlara seyretmek düşer.
***
AMA unutulmamalıdır ki, bu memlekette böyle düşünmeyenler de vardır. Bugün yüzde elliyi alanlar, geri kalanın da bu ülkenin insanı, vatandaşı, yurttaşı olduğunu bileceklerdir. Bilmezlerse ne olur? Demokratik hukuk devleti olmaz.
***
ÇOK mu önemli?Onda da haklısınız, "laiklik" elden giderse...Hani geçenlerde yazdık.Burdur-Isparta maçında, Burdur maçın başında ilk golü atınca Ispartalılar başlamışlar bağırmaya: "Biz bu golü saymeyoz!" Burdurlular da karşılık vermiş: "Sayceniz, sayceniz, sayceniz!" Biz yüzde elliyi sayacağız, onlar da küsuratı...
***
HAAA az kaldı unutuyorduk, yeminli Deniz Baykal muhalifleri, sizden ne haber? Deniz Baykal var diye oy vermediniz, hayırlı olsun!
 
posted by "Linkolog" at 21:01 | Permalink | 0 comments
Salı, Temmuz 17, 2007
AKP'nin gerçek kimliğini ortaya koyan fıkralar...!!!
AKP'nin gercek kimligini ortaya koyan fikralar...!!!


Kiliseye atanan yeni papazin ilk isi, eski cani degistirmek olmus. Ertesi gunu kuleye ciktiginda, karganin birinin canin uzerine pisledigini gormus. Soylenerek pisligi temizlemis. Ertesi gunu yine ayni manzara ile karsilasmis.Kargayi yakalamaya karar vermis, ama bir turlu basarili olamamis. Kiliseye gelen cemaatten yasli bir adama olayi anlattiktan sonra sormus:- “Ben bu kargayi nasil yakalarim?” Yasli adam, hic dusunmeden cevap vermis:- “Cok kolay papaz efendi. Canin uzerine bir parca peynir koy, yanina da bir kadeh raki. Karga peyniri yedikten sonra susayacak, uzerine rakiyi devirecek ve sarhos olacak, sen de yakalayacaksin, hele bir dene.” Papaz, yasli adamin soylediklerini aynen yapmis.Ertesi gunu can kulesine geldiginde bir de ne gorsun. Karga yerde kor kutuk yatiyor.Kargayi kanatlarindan tutup havaya kaldirmis:- “Ulan densiz yaratik, sana Hristiyan desem kilisenin canina pislemezsin, Musluman desem raki icmezsin, soyle len, soyle sen nesin?..” Karga kekeleyerek cevap vermis:- “Aaakkk Partiliyim!..” H H H

***

Tayyip Erdogan ile en yakin dostu George W. Bush, Beyazsaray’daki ilk bulusmalarinda birbirlerine hava atmaya baslamislar.Bush, Tayyip’e bir omuz cakmis:- “Bizde oyle bir teknoloji var ki, oluyu diriltiriz.” Tayyip, altta kalir mi, tabii ki aklina ilk gelen palavrayi kuru sIki sallamis:- “Bizdeki teknoloji cok farkli, partimizin butun elemanlari 100 metreyi, 3 saniyede kosabiliyor.” Turkiye’ye dondugunde Tayyip’i almis bir dusunce. Hemen danismanlarini cagirarak, attigi palavrayi anlatmis ve sormus:- “Haftaya Bush Ankara’ya geliyor, yalanimiz ortaya cikarsa ne yapariz?” Danismanlardan biri araya girmis:- “Bush’a oluyu nasil dirilttiklerini sordun mu?” - “Hayir sormadim.” Danisman, rahat bir nefes almis:- “O halde hic korkmaniza gerek yok. Bush geldiginde alin Anitkabir’e goturun. Ataturk’u diriltmesini isteyin. Diriltemezse o rezil olur. Yok eger diriltirse, siz zaten 100 metreyi 3 saniyede kosarsiniz.”

***
AKP’nin kurulus yildonumu torenleri sirasinda bir ihtiyar tasidigi pankartla ilgi cekmis:- “Cocuklugumuzu bagislayan Tayyip’e tesekkur.” Ihtiyari sorguya cekmisler:- “Kiminle alay ediyorsun? Sen cocukken Tayyip henuz dogmamisti bile.” - “Iste onun icin tesekkur ediyorum ya.”

***
Erzurum’a giden Tayyip, top atisiyla selamlanmis. Ikinci atistan sonra yasli bir kadin polise yaklasmis: - “Neye ates edirler bele evladim?” - “BOP’un esbaskani gelmis, onun icin.” - “Vah, vah, ilk atista isabet ettiremediler demek.”

***
Tayyip akil hastanesinde konusma yapiyormus. Bir kisi disinda dinleyicilerin tumu alkislamis. Tayyip, alkislamayan kisiye donmus:- “Siz nicin alkislamiyorsunuz?”Adam cevap vermis: - “Ben hastabakiciyim efendi.”

***
Tayyip, Cin’i ziyareti sirasinda, Cin basbakaninin kulagina egilmis:- “Cin’de sizden nefret eden kac kisi var?” - “Fazla degil, yaklasIk 60 milyon.” - “Eh, Turkiye’de benden nefret edenler de o kadar.”

***
Tayyip’e sormuslar: - “En cok sevdiginiz iki seyi soyler misiniz?” El cevap:- “Birincisi kriz yaratmak, ikincisi ise o krizi cozuyor gibi yapmak.”

***
Tayyip’e sormuslar:- “Sizce muhalefet nedir?” El cevap:- “Iktidara yardimci olmaya calisanlara muhalefet partisi denir. Digerlerine ise marjinal.”

***
Tayyip’e sormuslar: - “Size gore reform nedir?” El cevap:- “AB bir form verir, bunu doldurur geri gondeririz. Bu isleme reform denir.”
***
Tayyip’e sormuslar: - “Ankara’nin en cok nesini seversiniz?” El cevap:- “Tabii ki Bruksel’e donusunu.
 
posted by "Linkolog" at 21:41 | Permalink | 0 comments
Duruş önemlidir hemde çok :)
Vay be süpeeeer :)


 
posted by "Linkolog" at 20:54 | Permalink | 0 comments